Yazmayı seviyorum. Yazılarımla başbaşa kalmayı, hayatımdan bir şeyler katarak hikayeler yaratmayı, bazen çok hayata dönük; eğlenceli olmayı, bazen de tamamen içe kapanık; karamsar olmayı seviyorum.. Buraya yazdığım yazıların çoğu tabiki de her yazarın başına geldiği gibi, bir noktasında hayatımla çakışmakta, ancak çoğunluğu gözlemlere ve yaşanılabilir durumlara pay biçilerek hayal gücümle yazılmakta. Büyük bir aşkı anlatırken; büyük bir aşk yaşayamam, büyük bir yenilgiyi anlatırken de; büyük bir kayıp yaşayamam. Yazılarımla aramdaki bağ, sırlarım ancak birgün iyi bir yazar olursam-idolüm Marquez gibi-hayatım bütün okurlarım tarafından merak edildiği an; otobiyogrofimi yazdığım zaman öğrenilecektir.. Şimdilik bu kadar; yazılarımın keyfini çıkarın, yorumlarınızı yazmaktan kaçınmayın. İyi zaman geçirmenizi, hayatımı paylaşırken keyifli anlar yaşamanızı dilerim..

"editöR Notu"


Salı, Kasım 14, 2006

KeLimeLeR geRçeğiN BeceRiksiZ aVcıLaRı...



Olmadı, gidemedim. Şimdi yeniden deniyorum gitmeyi. Lütfen açın kapıları. Yağlanmadığı için vidaları sıkışmış, özen gösterilmediği için yıpratılmış bu kapıların arkasında daha fazla tutamazsınız. En azından ben yeniden dönmeyi isteyene kadar.
Bu sefer gerçekten gidiyorum. Ne ardımdan gelen sesleri duymaya niyetim var, ne de eşyalarımı toplamaya. Şöyle bir dinlemeye kalkıştığımda ise; duyabileceğim, gitmeme engel olabilecek sesler de yok üstelik. Ne hatıralarımı toplamaya gücüm var, ne de onları kolilemeye. Defterlerimin kilitleri bile açık duruyor, kilitleri yerine takmaya halim kalmamış.
Bu sefer kendime özen göstermeye kalkışmadım. Ne en güzel giysilerimi giydim, ne de özenerek makyajımı yaptım. Daha önce gitmeye kalkıştığımda hayattan hala ümitlerim vardı. Ufak bir ihtimal olsa da seni bulmaktı, aklımdan geçen. İlk karşılaşmamızda, hiç unutulmayacak o an da güzel olmalıydım. Bu sefer hiçbir ümidim yok, çünkü aradığım birisi yok. O kişi son gidişimde karşıma çıktı ve beni döndürdü yolumdan. Yeni birisini hayatıma sokmaya, yeniden birisini tanımaya, yeniden aşık olup, aşk için ağlamaya niyetim yok.
Aşk için ağlamak bile türlü türlüymüş. O yanındaykende, gittiğinde de aynı duyguları hissedebiliyormuşsun. Ben aşk için ağlamayı tek türlü sanıyordum, yaşadıklarımı yaşamadan önce. Sanıyordum ki o, aradığın kişiyi bulursun ve kaybedecekmiş korkusuyla oturup, birbirinizden güç bulmaya çabalayarak, yaşanılan aşka ağlarsın. Halbuki öyle değilmiş.. Bulduğumu da geride bırakıp, gidiyorum sadece...


O gün takılıp düşmeseydim, ayaklarım kurnazca oynamasaydı benimle gerçekten gidecektim ve bulamayacaktım seni. Bulabilmek ümidiyle yol alacaktım sessizce. Bu sefer düşsem de elini uzatma. Eğer bu eli bir daha bırakacaksan, uzatma bana doğru ellerini, bırak cebinde dursun, benim şevkate ihtiyacım yok. Kaybedeceğim şevkate hele hiç yok.
Eğer bir daha bırakmamak üzere tutacaksan elimi, uzan kaldır düştüğüm yerden bütün gücünle. Zaten ne kadarlık canım kaldı ki geriye, bütün gücüne bile gerek yok.
Düştüğüm yerden kaldırmaya da, elimi bir daha bırakmamaya da niyetin yoksa, sakın gittiğim bu yoldan döndürmeye kalkışma. Ne zaman dönceğime kendim karar vermek istiyorum, bakalım dönmek isteyecek miyim, bir de işin o yüzü var.
Seninle başladığımızda korkuyordum her şeyden, bunu defalarca söylemiştim. Mutlu olmaktan, yarım kalan mutluluklardan, geçmişten... Sonrasında tüm kalbimle teslim oldum. Korkularım geçmişti birden. Aşka kaptırmıştım kendimi. Yol alıyordum dizginsizce.
Şimdi ise kendimi toparlamaya, bir daha aşık olmamaya yemin ederek, gidiyorum. Geride sadece anılarım kaldı, yanımda ise tek bir şey dışında özel hiçbir şey yok. Ne yazı yazabileceğim bir defterim, ne de kalemim. Onları da özel eşyadan sayıyorum, onların bile bir anısı var üzerimde. Bu yüzden sadece giysilerimi doldurduğum bavulumla, gidiyorum tek başıma.
Aslında uzun süre düşündüm yanıma ne alsam diye. Tek bir hak tanıdım kendime. Anısı olan tek bir özel eşya seçeceksin, başka bir şansın olmayacak, geri dönüp bir şeyler daha almaya kalkışmayacaksın dedim kendime.
Ve o sırada Sezen Aksu çalıyordu, diyordu ki "beni unutma". Giderken; bir daha asla bulamayacağım o şeyi, yanıma almaya karar verdim. Beni üzen, sevindiren, huzur veren her şey ondaydı.
Aldığımı hissettin mi, canın acıdı mı bilmiyorum. Belki bencilce ama onu da alıp, gidiyorum buralardan.
Uzakta olduğum zamanlarda özleyebileceğim, geri dönmeme sebep olabilecek, aldığım kararlardan beni vazgeçirebilecek, planlarımı bozabilecek, üstüne üstlük tek olarak yanıma alabileceğim tek şey oydu. Ve ben yanıma o yüreği aldım.

Artık dönmemi sağlayabilecek hiçbir şey kalmadı geride. Belki birgün buraları özlerim; herkesi, her yeri ve o zaman dönebilirim...

Hiç yorum yok: