Yazmayı seviyorum. Yazılarımla başbaşa kalmayı, hayatımdan bir şeyler katarak hikayeler yaratmayı, bazen çok hayata dönük; eğlenceli olmayı, bazen de tamamen içe kapanık; karamsar olmayı seviyorum.. Buraya yazdığım yazıların çoğu tabiki de her yazarın başına geldiği gibi, bir noktasında hayatımla çakışmakta, ancak çoğunluğu gözlemlere ve yaşanılabilir durumlara pay biçilerek hayal gücümle yazılmakta. Büyük bir aşkı anlatırken; büyük bir aşk yaşayamam, büyük bir yenilgiyi anlatırken de; büyük bir kayıp yaşayamam. Yazılarımla aramdaki bağ, sırlarım ancak birgün iyi bir yazar olursam-idolüm Marquez gibi-hayatım bütün okurlarım tarafından merak edildiği an; otobiyogrofimi yazdığım zaman öğrenilecektir.. Şimdilik bu kadar; yazılarımın keyfini çıkarın, yorumlarınızı yazmaktan kaçınmayın. İyi zaman geçirmenizi, hayatımı paylaşırken keyifli anlar yaşamanızı dilerim..

"editöR Notu"


Perşembe, Aralık 21, 2006

...RuHuMa aÇıK daVeT...


bir küçük kız çocuğu
kolları ve bacakları çarmıha gerilmiş
beklerken akbabaları
sıcaktan ölümün içinde erimiş
ölüm kolay kabul edememiş
zor hazmetmiş lokmalarını
insanlara ise kolay gelmiş çiğnemek
ölüm onlar kadar gaddar olamamış
sıra küçük kıza en son gelmeliymiş
yenilmesi gereken diğer etler arasında
sıralama şaşmış olmalı
ya da bu insanlar
ölümün içinde kaybolmak kolay olmalı
zor olan yaşamın içinde yol bulabilmek
haritalar, pusulalar faydasız
yörünge ise çok gereksiz
ölümle yol bulunur belki
yaşamla bulunamadığına göre
sevmemeli
isyan etmemeli
sesini yükseltmemeli
bu düzeni böyle kabul etmemeli
birisi ya ölümün içinden küçük kızı çıkartmalı
ya da
yaşamın içinde kaybolmasını engellemeli
bedenin ruha ihtiyacı var
ruh çoktan kaybolmuş
ruhsuz beden hiçbir şey
yalnızken başa çıkamıyor bu düzenle
ruh geri gelmeli
çekmeli bedeni ölümden
yaşamına yaşam katmalı
doğru yolu göstermeli
yeniden hislendirmeli
yeniden güldürmeli
ruh geri gel
yeniden sevdir beni
sev beni
sevmemi sağla


Sen gittikten sonra her şeyi yoluna sokmaya çabaladım. Her yolu denedim, çoğu şeyi değiştiremedim. Bıraktığın bütün hatıraları topladım, açıkta bıraktığın, bir daha görmek istemediğin, canını sıkan her ne varsa, her birini ambalajlayıp, kolilere kaldırdım. Kolileri bu kez en yükseklere koymak yerine, depoya kaldırdım ki, gözün ilişince, açmak isteme, her şeyi, hiç olmamış sanarak unut diye.
Yine de hazırlıklı ol. Her şeyi ortalıktan kaldırmama rağmen, anılardan uzaklaşamadım. Bunun için şimdilerde sana daha çok ihtiyacım var.
İnsan duygularından kaçamıyormuş. Gelirsen belki, birlikte başa çıkabiliriz hayata karşı. Birlikte mücadele ederiz, yorulursan yine gidersin. Hatta bu sefer bende gelirim seninle, birlikte gideriz, hiç dönmeyiz. Gel yeter ki; hiçbir acıya, sevince pay biçmeyelim, sadece kendi yolumuzu kabul edelim. Kimseyi düşünmeden, kimseden yardım istemeden yaşayalım bu yaşamı.
Sevmek suç değil, sevilmekte, bundan kaçmak anlamsız sadece.
Eğer sevgimi her dile getirdiğimde savaşı karşı taraf kazanmış sayılacaksa, bunun dile getirilmesi bir zafer olarak düşünülecekse; işte elimde beyaz bayrağım, hiç bırakılmamak üzere. Varsın bu savaşı başkaları kazansın, kazandıklarını düşünsünler en azından. Benim tek savaşım kendimle, hayatımla.
İşte hayat sana söylüyorum; bu savaşı kazanamayacaksın. Beyaz bayrağımı bir tek sana karşı kullanmayacağım ve ben bir tek sana karşı direniyorum tüm gücümle.

Hiç yorum yok: