Ruh BedeNdeN AyRıLıNcA...
Beni buralarda bırakıp, gitmeyi nasıl göze aldın? Sensizken nasıl başa çıkacağım hayatla? Hadi anladım herkesi bırakıp, gidebiliyorsun da bana nasıl kıydın?
Sen yokken boşlukta olacağım hep. İfadem kararsız, davranışlarım yersiz gelecek herkese. Duygulanamayacağım, gülemeyeceğim, aşık olamayacağım, her geçen gün daha fazla tükeneceğim. Ağlamam bile anlamsız gelecek...
Belki birgün buraları özlerim; herkesi, her yeri ve o zaman dönebilirim...diyerek gitmek bu kadar kolay olamaz. Herkesi unuttun varsayalım, herkesten vazgeçebildin; benden vazgeçip, gitmek bu kadar kolay olmamalı. Herkesten çok beni özlemelisin. Kimse için dönmesen de benim için dönmelisin, en yakın zamanda.
Gitmene izin vermek istemiyorum. "Son bir sigara içelim, öyle git gideceksen... Ne olur yavaş iç, dönmeyeceksen" diye bir şarkı var ya hani, onu mırıldanıyorum içimden.
Sen ise karşıma geçmiş, o kadar vaktinin kalmadığını, bir an önce gitmek, buralardan kurtulmak istediğini söylüyorsun.
O yürekle gittiğin sürece, hiçbir şeyden kurtulamayacağını bilmen gerekiyor. Ancak kendi yüreğini burada bırakırsan kurtulabilirsin. Ama o yüreği bana bırakma, sen olmadan ne yapacağımı bilemem, daha çok dağılırım buralarda. Üstüne geldiğimin farkındayım, vazgeçirmek için çabalıyorum. Bu sefer gerçekten çaba sarfediyorum senin için, gitmemen için. Hatırlatıyorum sana tüm yaşanılanları, geçmişi, olabilecekleri, hayalleri... Ne olur ağlama, sil gözyaşını. Ağlaman çok dokunuyor; içimi delip, geçiyor. En çok senin ağlaman üzüyor beni. Kimseye tevazu göstermesemde, konu sen olunca dağlanıyorum.
Eğer gerçekten daha iyi olacağını düşünüyorsan git, yeter ki sen ağlama, ben her şeyin üstesinden gelmeye bakacağım, buralarda sen yokken.
Hiçbir şey tesadüf değildir demek istiyorum ama hayat gerçekten tesadüflerden ibaret. Bak ne çalıyor radyoda;
Hasret oldu ayrılık oldu, Hüzünlere bölündü saatler, Gördüm akan iki damla yaş, Ayrılıkla sevgiyle beraber, Bir şarkı bir şiir gibi, Yaşadım canım acıları, Senden bana hatıra şimdi, Sakladığım sevgili kederler, Bir sır gibi saklarım seni, Bir yemin bir gizli düş gibi, Ben bu yükü taşırım sen git, Acılanmam, Sen ağlama dayanamam, Ağlama gözbebeğim sana kıyamam,
Al yüreğim senin olsun
Yüreğin bende kalırsa yaşayamam...
Şu an ne kadar anlamlı ikimiz için değil mi? Her anımız böyle geçti zaten, her dakikamız anlamlarla yüklüydü. Bundan sonra da öyle olacak; ne kadar ayrı olsakta, ayrı kalsakta, her anımızın anlamı sürmeye devam edecek. O gün gelene kadar bir sır gibi saklayacağım seni. Yaşadıklarımızı, anılarımızı, kimsenin bilmediği sırlarımızı...
O gün gelecek; bak göreceksin. O gün geldiğinde biz, birbirimize kavuştuğumuzda; her şey sonlanacak, yeni bir sayfa açılacak bu ömrümüze ve bir daha ayrılmamayı dileyeceğiz, son nefesimizi vereceğimiz güne kadar. Birlikte ömrümüzün sonuna kadar paylaşacağız yaşamımızı.
Bu sefer gidişine, benden kaçmana söz söyleyemeyeceğim daha fazla. Sadece o günü bekleyeceğim, bir daha kopartmaya çalışırsan beni kendinden, son hakkını çoktan kullandığını anımsatacağım sana.
Yanlış duymadın bu son hakkın, son hakkımız... Bir daha gitmek, ayrılmak gibi bir şansın yok; birbirimize döneceğimiz günü öyle iyi seç ki, bir daha gidişin, böyle bir karara varışın olmasın.
Şimdi bana son kez gülümse... Son bir fotoğrafımızı çekelim. Yenileneceğimiz güne kadar hatıra olarak kalsın bende. Sana da bir kopyasını vermek isterdim ama yanına başka özel eşya almak istemiyorsun. En değerli hazinen olan beni hiç aklından geçirmeden, o yüreği almayı tercih ediyorsun.

Bakalım o yürek yeterli gelecek mi sana, yanında ben olmadan.
Hadi gülümse; giderken gözün arkada kalmasın; bedenin olarak sahip olacağım kendime, dostluklarına, yaşamına...
Ruh bedenden ayrılmaz derlerdi, inanırdım saf gibi. Bunu sen başardın, ruhumu benden ayırdın.
Umarım ruhum huzur bulur gittiği yerlerde.
Bana gelince; bedenin olarak buralarda seni bekliyor olacağım tüm özlemimle. Unutma ki bizi birbirimizden başka kimse anlayamaz, bir an önce dönmeye bak; ruh bedenden çok fazla ayrı kalamaz. Kalırsa beden yalnızlıktan ölür, hayatla başa çıkamaz.
Ruhum kendine iyi bak...
Sen yokken boşlukta olacağım hep. İfadem kararsız, davranışlarım yersiz gelecek herkese. Duygulanamayacağım, gülemeyeceğim, aşık olamayacağım, her geçen gün daha fazla tükeneceğim. Ağlamam bile anlamsız gelecek...
Belki birgün buraları özlerim; herkesi, her yeri ve o zaman dönebilirim...diyerek gitmek bu kadar kolay olamaz. Herkesi unuttun varsayalım, herkesten vazgeçebildin; benden vazgeçip, gitmek bu kadar kolay olmamalı. Herkesten çok beni özlemelisin. Kimse için dönmesen de benim için dönmelisin, en yakın zamanda.
Gitmene izin vermek istemiyorum. "Son bir sigara içelim, öyle git gideceksen... Ne olur yavaş iç, dönmeyeceksen" diye bir şarkı var ya hani, onu mırıldanıyorum içimden.
Sen ise karşıma geçmiş, o kadar vaktinin kalmadığını, bir an önce gitmek, buralardan kurtulmak istediğini söylüyorsun.
O yürekle gittiğin sürece, hiçbir şeyden kurtulamayacağını bilmen gerekiyor. Ancak kendi yüreğini burada bırakırsan kurtulabilirsin. Ama o yüreği bana bırakma, sen olmadan ne yapacağımı bilemem, daha çok dağılırım buralarda. Üstüne geldiğimin farkındayım, vazgeçirmek için çabalıyorum. Bu sefer gerçekten çaba sarfediyorum senin için, gitmemen için. Hatırlatıyorum sana tüm yaşanılanları, geçmişi, olabilecekleri, hayalleri... Ne olur ağlama, sil gözyaşını. Ağlaman çok dokunuyor; içimi delip, geçiyor. En çok senin ağlaman üzüyor beni. Kimseye tevazu göstermesemde, konu sen olunca dağlanıyorum.
Eğer gerçekten daha iyi olacağını düşünüyorsan git, yeter ki sen ağlama, ben her şeyin üstesinden gelmeye bakacağım, buralarda sen yokken.
Hiçbir şey tesadüf değildir demek istiyorum ama hayat gerçekten tesadüflerden ibaret. Bak ne çalıyor radyoda;
Hasret oldu ayrılık oldu, Hüzünlere bölündü saatler, Gördüm akan iki damla yaş, Ayrılıkla sevgiyle beraber, Bir şarkı bir şiir gibi, Yaşadım canım acıları, Senden bana hatıra şimdi, Sakladığım sevgili kederler, Bir sır gibi saklarım seni, Bir yemin bir gizli düş gibi, Ben bu yükü taşırım sen git, Acılanmam, Sen ağlama dayanamam, Ağlama gözbebeğim sana kıyamam,
Al yüreğim senin olsun
Yüreğin bende kalırsa yaşayamam...
Şu an ne kadar anlamlı ikimiz için değil mi? Her anımız böyle geçti zaten, her dakikamız anlamlarla yüklüydü. Bundan sonra da öyle olacak; ne kadar ayrı olsakta, ayrı kalsakta, her anımızın anlamı sürmeye devam edecek. O gün gelene kadar bir sır gibi saklayacağım seni. Yaşadıklarımızı, anılarımızı, kimsenin bilmediği sırlarımızı...
O gün gelecek; bak göreceksin. O gün geldiğinde biz, birbirimize kavuştuğumuzda; her şey sonlanacak, yeni bir sayfa açılacak bu ömrümüze ve bir daha ayrılmamayı dileyeceğiz, son nefesimizi vereceğimiz güne kadar. Birlikte ömrümüzün sonuna kadar paylaşacağız yaşamımızı.
Bu sefer gidişine, benden kaçmana söz söyleyemeyeceğim daha fazla. Sadece o günü bekleyeceğim, bir daha kopartmaya çalışırsan beni kendinden, son hakkını çoktan kullandığını anımsatacağım sana.
Yanlış duymadın bu son hakkın, son hakkımız... Bir daha gitmek, ayrılmak gibi bir şansın yok; birbirimize döneceğimiz günü öyle iyi seç ki, bir daha gidişin, böyle bir karara varışın olmasın.
Şimdi bana son kez gülümse... Son bir fotoğrafımızı çekelim. Yenileneceğimiz güne kadar hatıra olarak kalsın bende. Sana da bir kopyasını vermek isterdim ama yanına başka özel eşya almak istemiyorsun. En değerli hazinen olan beni hiç aklından geçirmeden, o yüreği almayı tercih ediyorsun.

Bakalım o yürek yeterli gelecek mi sana, yanında ben olmadan.
Hadi gülümse; giderken gözün arkada kalmasın; bedenin olarak sahip olacağım kendime, dostluklarına, yaşamına...
Ruh bedenden ayrılmaz derlerdi, inanırdım saf gibi. Bunu sen başardın, ruhumu benden ayırdın.
Umarım ruhum huzur bulur gittiği yerlerde.
Bana gelince; bedenin olarak buralarda seni bekliyor olacağım tüm özlemimle. Unutma ki bizi birbirimizden başka kimse anlayamaz, bir an önce dönmeye bak; ruh bedenden çok fazla ayrı kalamaz. Kalırsa beden yalnızlıktan ölür, hayatla başa çıkamaz.
Ruhum kendine iyi bak...


7 yorum:
...
Seni anlatmak isterdim,aşktan anlamayanlara,aşka burun kıvıranlara,sırtını dönenlere,inanmayanlara.Hayatın güzelliklerinin farkında olmayanlara,RUH nedir bilmeyenlere,yürekleriyle yaşamayanlara...Mücadeleden kaçanlara,kendi benliğini ön plana çıkaranlara,hayatın sadece maddeden ibaret olduğunu sananlara...Seni anlatmak isterdim onlara...Seni ve sana dair her şeyi...
Aşkın kolay bulunmadığını,bulunduğu zamansa sahip çıkılması gerektiğin i anlatırken,sözü sana bıraksam. Dediklerini duyar gibiyim.Aşık olan "Dünyayı yerinden oynatır" AŞIK olan DEVRİMCİDİR,İSYANCIDIR.Aşk bizleri inananları, o devrimin parçası yapar..."
Aşkı böyle doludizgin yaşarken, duvara çakılmak da var elbette.Nasıl tutkuyu ve mutluluğu dorukta yaşıyorsan,hüznü de en dipte yaşamayı öğreniyorsun.
Sen meleğim,yüreğimde bir tahtta oturuyorsun.Aşka dair ne varsa hepsini ayaklarının altına sermek isterdim.Ama büyümen için bunların hepsini yaşaman gerekiyor.Zamanla geçmişte seni yaralayan ne varsa,hepsi bir bir çıkacak yüreğinden. Ben bu duyguları yaşarken çok yanlızdım.Ama ben ağladığın yerde olacağım; başını göğsüme yaslaman için."Ağlama" demiyeceğim sana, susturmayacağım.Akacak gözyaşların içindeki acıyla birlikte.
Gözyaşları temizleyecek,yarım kalan aşklardan tortuları.
Güldüğün yerdede olacağım ben.Gülümsemeyle birlikte yüzüne yayılan aydınlığa tanık olmak için.Seninle birlikte gülmek için.
Artık gülüşünün içimde yarattığı coşkuyu duyumsamak istiyorum.SENİ NASIL GÜZELLEŞTİRDİĞİNİ GÖRMEK İSTİYORUM.SENİ SEVİYORUM.
Annen.
biz çocuklarımızı aşkla doğurduk şimdi gençler çocuk dogurmak nasıl bir şey diye doğurmak istiyor hata anne veya sperm kiralıyorlar.. siz aşk çocuklarısınız .. devrim çocuklarısınız.. sizde sorumluluk çok aşk olmadan çocuk doğurmazsınız.. buda rukiş anne
Ben pek yazamam sewdi ama bu yazını okuduğum zaman aklıma Cezmi Ersöz'ün bi yazısı geldi.Şöyle başlar: 'Ask bu dünyanın ölçüleriyle açıklanmaz sevgili.O ilkel bir acıdır,yaban bir ağrıdır.Gelir ve icimizdeki o eski bir seye dokunur.Sonra bir perde açılır ve yolculuk baslar.
...
Askta yarın yoktur sevgili.Zaman ileri doğru değil,içeri,yüreklere,derinlere doğru işlemeye baslar.İnsan korkusuz olur,daha derinden anlamaya baslar,bilgeleşir.Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur.Yükü çok ağırdır, kendiyel buluşmuştur.Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
...
seçil( saf twetty)
Yorumlarınız için teşekkür ederim.Gerçekten çok mutlu oluyorum,hem zaman ayırıp okuduğunuz için,hem de kendi duygularınızı bir nebze de olsa benimle paylaştığınız için...
SevgiLeR...
Tam da burada anlatılanları ustalıkla özetleyen bir deyiş biçimini de Che'de de bulmak mümkün...
Günün birinde Che topluluk önünde bir konuşmasında "devrim denilen şeyin çoğu kimseyi gülümsetecek olsa bile yoğun aşk duyguları denen şey olduğunu" söylemiş.
en güzelini bazarov demiş artık başka söz gerekmez.
Yorum Gönder