YörüNgeMi bıRakıp, uZayda yaLNıZ kaLMa ZaMaNı...
"Çocukluğuma dönmek istiyorum" derken bundan bahsetmiyordum. Gereksiz, yersiz oyunlar oynamak istemiyorum. Neysem oyum. Ne yapmak istiyorsam onu yapacağım. Çocukça yok fotoğrafları silmeler, yazıları değiştirmeler, hayatından memnunmuşsun gibi mutlu gözükmeler...Kafamın etrafındaki yörüngeyi silmenin zamanı şimdi. Kimseyi dinlemek istemiyorum, kimseden akıl almakta, taktikler geliştirmekte. Başkalarına verdiğim akılları kendim uygulamak istemiyorum. Arama, sorma, hayatında o yokken mutluymuşsun gibi davran, sürekli maskenle dolaş. Eski sevgililere uyguladığın taktik oyunlarıyla maçı sürdür. Maç bitti, uzatmalar sürüyor, uzatmalarda yeni taktikler gelişiyor. Bu günden itibaren uzatmalar da bitti. Deplasmanda oynayacağım günü bekliyorum ve yeni taktikler yerine kendimi geliştireceğim, doğru taktiklerle ilerlerken, başladığım hatalı oyun tarzımı tekrarlamamak için, hatalarımla yüzleşeceğim. Maçı kaybettim. Daha çok çalışarak formdan düşmemeye çabalayacağım. Diğer türlü oyunlara ihtiyaç yok. Karşımdaki adam yeterince zeki zaten, benim bir bakışımdan, oturmamdan, kalkmamdan; ne yapmak istediğimi, ne durumda olduğumu anlayabilecek kadar da beni iyi tanıyor. Maskemin ardındakini bir tek o görebiliyor. Her şey akışında gelişecek. Beni gerçekten özlediği zaman, hayatında yeniden hayatı olarak yer almamı istediği zaman zaten bana dönecektir. Dönmeyecekse de zaten hiç hayatı olmamışım demektir. Başkalarıyla mutluluk aramaya devam edecek, hatta o kişiyi bulacak demektir. Bunun dışında ne kadar çabalasam da boş.
Benim hayatımdan çıkmadı henüz, çıkmış gibi de davranmayacağım. Böyle davranarak onu kazanacağımı söyleyen herkese kapalı kulaklarım. Eğer böyle çocukça oyunlarla sahte, duygusuz birine dönmek istiyorsa zaten hiç dönmesin.
Canım acıyorsa arkadaşlık yaparken, arkadaş olmayacağım. Taktığım maske dar geliyorsa, yüzümü, ifademi sıkıştırıyorsa; o maskeyi takmayacağım. Ağlamak mı istiyorum, ağlayacağım. Gülmek mi istiyorum, güleceğim. Bunlar benim duygularım saklamak istemiyorum.
Hayatımı yaşamak istiyorum. Doyasıya yaşamaya da devam edeceğim, henüz benim için bitmemiş olan bu aşk için, bitene kadar hayatımı ortaya koyacağım. İlerde asla pişman olmayacağım. Gelecekte, bir şeyler eski halini almadığı zaman; bu günlerini yeni biriyle geçirebilirdin, hayatını yaşasaydın keşke, bak boşuna üzüldün, yanında değil artık dediklerinde; belki öyle ama, bu aşkı yaşama şansım oldu, herkesin böyle bir şansı olmaz diyeceğim.
Bana laf söylemek isteyenleri susturmaya çalışmak yerine, onlara bu duygularımdan bahsetmeyeceğim. Konuşmak isteyenlerden, hayatında sadece bir kez olsun bu şansı elde etmiş olanlar konuşsun, gerisi boş. Anlamak isteselerde anlayamazlar, anlatamazlar da.
Herkes benim iyiliğimi istiyor bunu çok iyi biliyorum. Her şey yaşamıma dönmem için yapılıyor, ama açık konuşmalıyım, ne kadar kızsanızda, ben bu aşkla yaşıyorum, belki tek başıma yaşıyorum, ama önemli olan yaşamam değil mi?
Merak etmeyin ders çalışacağım, yemek yemeye devam edeceğim, kötü alışkanlıklarımı azaltacağım, ama elimden geldiğince, en fazla okul yarım dönem daha uzar, ama ben bu sayede belki de hiç kazanmadığım tecrübeler edineceğim. Aşk acısı insanı olgunlaştırırmış. Otuz yaşında aşık olamayacağıma göre, bırakın yirmili yaşlarımın tadını çıkarayım, hazır bu duygular kanımda dolaşırken, yazmak için, kendimi geliştirmek için son şansımı kullanayım.
Şarkılarımızı, türkülerimizi dinleyerek şimdi hissedebileceğim duyguları son kez hissedeyim. Fotoğraflara bakarken, ders dinlerken, film seyrederken, yazı yazarken yaşadığım bu son heyecanları, son küçük kalp krizlerini yaşayayım. Biliyorum ki bu aşk beni büyütüyor ve ne kadar yapamayacağımı düşünsem de, bırakın bundan sonraki ilişkilerim için daha sert bir zırh geçireyim bedenime. Daha önceleri de bu zırh vardı üzerimde, onu sadece o düşürebildi. Gerek beni çok iyi tanıdığı için, gerekse hep zor anlarımda yanımda olarak kendini bana alıştırdığı için, bundan sonra kimsenin böyle bir şansı olmayacak. Bırakın zırhımın sızıntı yapan son çatlağını tek başıma kapatayım ve bundan sonra aynı duyguları yaşayacağım üzüntülerim olmasın.
Buzluğa kaldırmıştım yüreğimi, o geldi çıkarttı, buzları çözdü, yüreğimi ısıttı, şimdi yemezsem yüreğimi; bozulacak, kokacak, çürüyecek. Buzluktan çıktı bir kere... Kalbimi yeniden oluşturmam için önce eskisini tüketmem lazım ve sonra yenisini yeniden buzluğa kaldırmam gerekiyor.
Oyun oynamıyoruz, bu hayatı yaşıyoruz, oyun oynamamı haketmeyen biriyle yaşadım ben son yedi ayımı. İlişkimiz sürerken de bir gün olsun rol yapmadım, yalan söylemedim, kandırmadım, ne de bundan sonra yapacağım. Hissettiklerimi; hissettiğim an, ona iletebildiğim için mutluyum, o yüzden bana kızmayı bırakın. Her şeyin bir sebebi var, her yapılan bir şey kaybettiriyorsa, bir şeylerde kazandırıyor. Eğer sizi dinlemiş olsaydım; yılın ilk karı yağarken, bu şehre, şehrimizin üzerine, son kez sarılarak yürüme şansını elde edememiş olurduk, halbuki ben mutluyum, değişen hiçbir şey olmasa da biz bunu da yaşadık diyerek anılarıma ekledim.
Bütün anılar bir dosya da saklı, dosya geri dönüşüm kutusunda duruyor, ya bir gün gelecek, birileri geri dönüşüm kutusunu boşalt tuşuna basacak ya da o gelecek, dosyayı geri yükle tuşuna basacak.
Her şey bu kadar yeniyken, yaşadıklarım daha önce yaşanılmış hiçbir şeye benzemezken, silmek kolay değil, sildiğimi söyleyerek sizleri mutlu etmeye çabalamakta. Doğal davranmaya çalışmak daha çok yorar mı? Yoruyormuş...
Onu görsem de, görmesem de, kaçsam, gitsem de her şey benle birlikte. Nereye gitsem oraya geliyor, bitmiyor, azalmıyor, tükenmiyor. Aksine daha da artıyor. Kimseyi suçlamıyorum, kimse üstüne alınmasın hiçbir satırı. Tek suçladığım biri var, o da kendim.
Kendimi suçlamaktan, kendimi alıkoyamıyorum. Ayrılmamızın da, üzülmemin de, herkesi üzmeye devam etmemin de suçlusu benim.
Şöyle bir düşündüğünüzde bunu çok daha iyi anlayacaksınız. Saçmalama dediğinizi duyar gibiyim, ama saçmalamıyorum. Herkesi üzüyorum, herkesi yıpratıyorum. En yakın zamanda hepinizi üzmemek için bir yol bulacağıma emin olabilirsiniz. Herkesi; beni anlayanları da, anlamayanları da çok seviyorum. Hepiniz iyiki varsınız..

3 yorum:
ha işte benim kızım aşk aynen böyle yaşanır fazla konuşulmaz şiirler okunur ve yazılır.. işte böylesi aşktır.. aşkta taktik yoktur, olursa da gerçek aşıkları mutlu etmez,yani bizim gibileri. ne istiyorsan ne hisediyorsan öyle ol.. mutlu aşk yokmuş onun şiirlerini oku hala tartışılıyor ama en güzel aşk şiirleri onda bence rukiş
Rukocum mutlu aşk yoktur şiirinin şairinden bahsederken -Louis Aragon'dan mı söz ediyorsun?
Hemen gidip kitabı almam gerekiyorda...
seni seviyorum..
evet nasıl olsa biliyorsun dıye yazmadım..
Yorum Gönder