...$a$ıRMaK iÇiN Ya$aMaK...

Umarım ruhum huzur bulur gittiği yerlerde. Bana gelince; bedenin olarak buralarda seni bekliyor olacağım tüm özlemimle. Unutma ki bizi birbirimizden başka kimse anlayamaz, bir an önce dönmeye bak; ruh bedenden çok fazla ayrı kalamaz. Kalırsa beden yalnızlıktan ölür, hayatla başa çıkamaz. Ruhum kendine iyi bak...
Giderken hiçbir şey bırakmadın geride. Sadece ben kaldım sana dair. Kim bilir nerelerdesin şimdi? Hangi yaban ellerde; hangi teni kokluyorsun? Hangi bedende; aradığın şevkati, sevgiyi, aşkı buldun?
Sen gittiğinden beri yarım kaldım buralarda. Merak etme kimseye yokluğunu hissettirmiyorum, herkes sende bulduklarını hala bende de bulabiliyor. Elimden geldiğince yardımcı olmaya çabalıyorum, ağlayarak geldiklerinde kucağımı açıyorum, gülerek geldiklerinde ise en az onlar kadar mutlu olmaya çabalıyorum. İnsanların yaşamında bu şekilde yer almaktan bıktığın için, döndüğünde bir daha gitmemen için, yeni hayat felsefeleri üzerine yoğunlaştım ve yavaş yavaş uygulamaya bile başladım. Umarım yokluğunda yaşamımıza bir çözüm bulurum ve sen daha çabuk dönebilirsin, döndüğünde de bir daha gitmezsin.
Her zaman seni bıktıran, canını sıkan, yatağına yattığında uykularını kaçıran, içinde kalan ne varsa hepsini yaşıyorum tek tek. Bundan önceki hayatımızda ne varsa hepsini silip atıyorum. Daha fazla mutlu olmayı öğretiyorum kendime. Yıllarca kaçtığımız, yapmak isteyipte yapamadığımız ne varsa hepsini yaşamaya çabalıyorum.
Üzülmemeye çalışıyorum artık, mutlu olmaya çabalamadığım gibi. Ne varsa yaşanılan sorgulamadan kabulleniyorum. En kötü durumlarda bile; üzülmemin çözüm olmadığını anladığım için yıpratmıyorum kendimi. Varsın bu da olsun, bu da yaşanılsın diyorum. En iyi durumlarda ise eskisi gibi hemencecik heveslenmiyorum, sadece o an mutluluğu yaşatıyorum kendime, daha sonradan daha fazla üzülmemek için, kurmuyorum olanları, anlamlar yüklemiyorum kendimce. Sadece şaşırıyorum hayata karşı, şaşkınlığımı gizlemeden. Aaa bu da mı oldu? Olsun, sadece şaşırdım diyorum. Hayat gerçekten umutlarla, süprizlerle, tesadüflerle dolu ve sırf şaşırmanın verdiği haz için yaşamamız lazım.
Dönmeni istemeyeceğim bu sefer senden. Ben bu hayatı rayına oturtana kadar, kal gittiğin yerlerde. Dönüşün öyle sağlam olmalı ki, temelimiz bir daha asla oynamamalı oturttuğumuz yerden.
Sadece bilmeni istedim. Senden izin almalıydım normal şartlarda, "bak hayatımızı değiştiriyorum razı mısın?" diye, ama sen giderken nasıl bana sormadıysan, ben de sana "değişmeli miyiz?" diye sormayacağım.
Hayır, desende değişmeliyiz zaten. Görmüyor musun yaşadıklarımızı? Hiç zevk almamışız hayattan, her şeyi yarım bırakmışız, tamamen bağlanmamışız hiç kimseye, hep altından bir şey çıkacak korkusuyla aldatmışız kendimizi, ya aldanırsak diye. Ne olurdu sanki aldatılsaydık? Gidenlerin daha farklı bir sebebi olurdu ve en azından bu şekilde çıkabilirlerdi hayatımızdan. Şimdiyse hepsi hayatımızda ve bulundukları yerde kalmaya devam edebilmek için çabalamaktalar. Ne yaptın bu kadar diye sormazlar mı? Ne yaptık gerçekten, ne bizi onlara bağlayan, neden silip atamıyorlar ve silmememiz için de emek harcıyorlar? Madem bu kadar seviyorlardı, neden vazgeçtiler daha fazlasından, yaşanılacaklardan?
Sadece sevgililerin değil; arkadaşların, ailen, dostlarında aynı ilgiyi istemeye devam ediyor. Sevgini öyle çok kaşık kaşık dağıtmışsın ki, şimdi herkese hakettiği kadarını verebilmek için çabalıyorum. Bazısına çay kaşığıyla, bazısına yemek kaşığıyla vermeye devam edeceğim dediğimde daha fazla uğraşmak zorunda kalıyorum her biriyle. En doğal hakkımı bile kullanmama izin vermiyorlar. Anlatamıyorum derdimi.
Açık açık söylüyorum yüzlerine karşı, sen bu kadarını yaptın, senden çok yapana ayıp oluyor, daha fazla isteme artık veresiye defteri kapandı, peşinle çalışıyoruz diye bunu bile anlamak istemiyorlar.
Bütün suçu sana atamam tabiki. Beden olarak o kadar çok ihtiyacın vardı ki; sarılmalara, kucaklaşmalara, öpülmelere; sahte de olsa, katlandın çoğuna. Şimdi yalnız kaldığımda sen beni kucaklayamayınca, ruhumu öpen hiç kimse geride kalmayınca, seni daha iyi anlayabiliyorum. Yine de sırf sahte şevkatler uğruna kanmayacağım kimselere. Herkese hakettiği ilgiyi göstereceğim. Bir çay kaşığı sevgi uğruna, kepçem elimde koşturmayacağım kimsenin ardından.
Kim bana bir şeyler yaşatıyorsa onunla olacağım. Yanında olduğum kişiyle yaşadıklarımı sorgulamayacağım bu kez. Ne yaşanılacaksa dibine vuracağım. Sevgi, aşk, kıskançlık, mutluluk, hüzün, arkadaşlık, üzüntü, keder hepsini yaşayacağım, ama gerçekten hayatımda olanlarla. Sorgulamadan, şaşırarak. Seçtiğim kişilerde hayal kırıklığına uğratabilir, bu durumda bile şaşıracağım.

Sana gelince bu yaşamımıza ayak uydurmak için bulunduğun yerlerde çabalarsan, döndüğünde bocalamaktan kurtulmuş olursun. Her şeyden ve herkesten kaçıp, gittiğin için kimseyle ilgili bir haber vermeyeceğim sana, sen açık açık merak ettiğin kişileri sorana dek. O yüreği hala gittiğin yerlere götürüyor musun, yoksa en yakın çöp kutusuna atıp, yeni bir hayata başladın mı çok merak ediyorum. Umarım benim aldığım kararlar gibi, daha yapıcı kararlarla en kısa sürede; bana dönersin. Dönüşündeki tek amaç ben olayım, kimse için dönmeye kalkışma, sen dönene kadar belkide o kişileri çoktan hayatımızdan çıkarmış olabilirim. Bunu bilerek gel.
Bu yüzden; seni, hayal kırıklığına uğratmak istemem. Bunu ruhundan başka kim yapabilir ki zaten?
Sevgilerimle...
Sen gittiğinden beri yarım kaldım buralarda. Merak etme kimseye yokluğunu hissettirmiyorum, herkes sende bulduklarını hala bende de bulabiliyor. Elimden geldiğince yardımcı olmaya çabalıyorum, ağlayarak geldiklerinde kucağımı açıyorum, gülerek geldiklerinde ise en az onlar kadar mutlu olmaya çabalıyorum. İnsanların yaşamında bu şekilde yer almaktan bıktığın için, döndüğünde bir daha gitmemen için, yeni hayat felsefeleri üzerine yoğunlaştım ve yavaş yavaş uygulamaya bile başladım. Umarım yokluğunda yaşamımıza bir çözüm bulurum ve sen daha çabuk dönebilirsin, döndüğünde de bir daha gitmezsin.
Her zaman seni bıktıran, canını sıkan, yatağına yattığında uykularını kaçıran, içinde kalan ne varsa hepsini yaşıyorum tek tek. Bundan önceki hayatımızda ne varsa hepsini silip atıyorum. Daha fazla mutlu olmayı öğretiyorum kendime. Yıllarca kaçtığımız, yapmak isteyipte yapamadığımız ne varsa hepsini yaşamaya çabalıyorum.
Üzülmemeye çalışıyorum artık, mutlu olmaya çabalamadığım gibi. Ne varsa yaşanılan sorgulamadan kabulleniyorum. En kötü durumlarda bile; üzülmemin çözüm olmadığını anladığım için yıpratmıyorum kendimi. Varsın bu da olsun, bu da yaşanılsın diyorum. En iyi durumlarda ise eskisi gibi hemencecik heveslenmiyorum, sadece o an mutluluğu yaşatıyorum kendime, daha sonradan daha fazla üzülmemek için, kurmuyorum olanları, anlamlar yüklemiyorum kendimce. Sadece şaşırıyorum hayata karşı, şaşkınlığımı gizlemeden. Aaa bu da mı oldu? Olsun, sadece şaşırdım diyorum. Hayat gerçekten umutlarla, süprizlerle, tesadüflerle dolu ve sırf şaşırmanın verdiği haz için yaşamamız lazım.
Dönmeni istemeyeceğim bu sefer senden. Ben bu hayatı rayına oturtana kadar, kal gittiğin yerlerde. Dönüşün öyle sağlam olmalı ki, temelimiz bir daha asla oynamamalı oturttuğumuz yerden.
Sadece bilmeni istedim. Senden izin almalıydım normal şartlarda, "bak hayatımızı değiştiriyorum razı mısın?" diye, ama sen giderken nasıl bana sormadıysan, ben de sana "değişmeli miyiz?" diye sormayacağım.
Hayır, desende değişmeliyiz zaten. Görmüyor musun yaşadıklarımızı? Hiç zevk almamışız hayattan, her şeyi yarım bırakmışız, tamamen bağlanmamışız hiç kimseye, hep altından bir şey çıkacak korkusuyla aldatmışız kendimizi, ya aldanırsak diye. Ne olurdu sanki aldatılsaydık? Gidenlerin daha farklı bir sebebi olurdu ve en azından bu şekilde çıkabilirlerdi hayatımızdan. Şimdiyse hepsi hayatımızda ve bulundukları yerde kalmaya devam edebilmek için çabalamaktalar. Ne yaptın bu kadar diye sormazlar mı? Ne yaptık gerçekten, ne bizi onlara bağlayan, neden silip atamıyorlar ve silmememiz için de emek harcıyorlar? Madem bu kadar seviyorlardı, neden vazgeçtiler daha fazlasından, yaşanılacaklardan?
Sadece sevgililerin değil; arkadaşların, ailen, dostlarında aynı ilgiyi istemeye devam ediyor. Sevgini öyle çok kaşık kaşık dağıtmışsın ki, şimdi herkese hakettiği kadarını verebilmek için çabalıyorum. Bazısına çay kaşığıyla, bazısına yemek kaşığıyla vermeye devam edeceğim dediğimde daha fazla uğraşmak zorunda kalıyorum her biriyle. En doğal hakkımı bile kullanmama izin vermiyorlar. Anlatamıyorum derdimi.
Açık açık söylüyorum yüzlerine karşı, sen bu kadarını yaptın, senden çok yapana ayıp oluyor, daha fazla isteme artık veresiye defteri kapandı, peşinle çalışıyoruz diye bunu bile anlamak istemiyorlar.
Bütün suçu sana atamam tabiki. Beden olarak o kadar çok ihtiyacın vardı ki; sarılmalara, kucaklaşmalara, öpülmelere; sahte de olsa, katlandın çoğuna. Şimdi yalnız kaldığımda sen beni kucaklayamayınca, ruhumu öpen hiç kimse geride kalmayınca, seni daha iyi anlayabiliyorum. Yine de sırf sahte şevkatler uğruna kanmayacağım kimselere. Herkese hakettiği ilgiyi göstereceğim. Bir çay kaşığı sevgi uğruna, kepçem elimde koşturmayacağım kimsenin ardından.
Kim bana bir şeyler yaşatıyorsa onunla olacağım. Yanında olduğum kişiyle yaşadıklarımı sorgulamayacağım bu kez. Ne yaşanılacaksa dibine vuracağım. Sevgi, aşk, kıskançlık, mutluluk, hüzün, arkadaşlık, üzüntü, keder hepsini yaşayacağım, ama gerçekten hayatımda olanlarla. Sorgulamadan, şaşırarak. Seçtiğim kişilerde hayal kırıklığına uğratabilir, bu durumda bile şaşıracağım.

Sana gelince bu yaşamımıza ayak uydurmak için bulunduğun yerlerde çabalarsan, döndüğünde bocalamaktan kurtulmuş olursun. Her şeyden ve herkesten kaçıp, gittiğin için kimseyle ilgili bir haber vermeyeceğim sana, sen açık açık merak ettiğin kişileri sorana dek. O yüreği hala gittiğin yerlere götürüyor musun, yoksa en yakın çöp kutusuna atıp, yeni bir hayata başladın mı çok merak ediyorum. Umarım benim aldığım kararlar gibi, daha yapıcı kararlarla en kısa sürede; bana dönersin. Dönüşündeki tek amaç ben olayım, kimse için dönmeye kalkışma, sen dönene kadar belkide o kişileri çoktan hayatımızdan çıkarmış olabilirim. Bunu bilerek gel.
Bu yüzden; seni, hayal kırıklığına uğratmak istemem. Bunu ruhundan başka kim yapabilir ki zaten?
Sevgilerimle...

6 yorum:
seni çok ama çok seviyorum.bu kadar güzel özeleitiri yapılırdı yaşam bu işte..
özeleştiri yaptım,herkes aynı fikirde değil galiba.yaşasın beni çok seven biri var bir de kim olduğunu bilebilsem?
İntihar da bir özeleştiridir fakat durun sözümü bir yere bağlayacağım ;yazmak kendini öldürmenin bir yoludur iddia ediyorum..
bazarov a intihar üzerine tabi çok tartışılır ama özeleştiri ile karşılaştırmak bilmem ama çok zor.. intihar yaşamın en kolayını seçmektir.. ama özleeştiri öylemi kendini düşüneceksin karşındakini düşüneceksin hadi karşındakini anladın ya kendini bence en zor iş .. ama yzaı yazmak gerçek ten bir çıplaklık eğer o anlamda intihar ile bağlantı kuruyorsan olabilir.. o yüzden insanlar yazı yazsınlar bence yazı yazan insanlar insanları ve yaşamı daha çok seviyorlar ve düzeltmeye çalışıyorlar işleri çok zor ve güzel.. ruk
intihar yaşamın en kolayını seçmektir (bu cümlenin elinden tutulacak bir yanı yok takatsiz uluorta herkes sahiplenir üstelik uzun kulaklılar söyler böylesini )
ama özleeştiri öylemi kendini düşüneceksin karşındakini düşüneceksin (laf mı bunlar )
hadi karşındakini anladın ya kendini bence en zor iş .. ( karşındaki de bir kendiliktir onu anlıyorsun kolay kendini anlayamıyorsun zor )
yaşama sanatı etiği gereğinde kendinden bir sanat eseri türetmek türetmeye çalışmak ve bunun için de yazmak desen amenna
kendimi bilemedim bulamadım diğerini anladım bunlar boş laf ve hiç deneysel değil
yazı yazmanın soyunmak olduğunu kim söylemiş üzerine yazılanı ölüme en iyi bu hazırlar üstelik kat be kat giyinik çıkar bu yazma deneyinden..
yazarsın ve çoğalırsın ve o kadar çoksundur ki hepsi birden yaşamaz bazılarını öldürmek zorunda kalırsın...Ve bu öldürdüklerin kendinden izler taşır kendi yaratılarının ölmesi intihardır..
herkese davet de neyin nesi yazın herkes yazsın yazmak ne güzel şey...bırak artık bu çocukça ileri geri laf etmeyi...
Hayata deneysel yaklaşmak herşeye acıya aç olarak bakmaktan başka bişey değildir bence, özeleştiri ise deneysel bakış deil tamamiyle kişiseldir.
Bu durumda Yazmak bağırmaktır! Doyasıya bağırmak çıplak olarak haykırmak. İntahar sa saplanmaktan öteye gitmez... ha bunu söyleyebiliyorum söyleyecek kadar çoğunu gördüğüm için, intaharla didindiğim için.. Bu durumda diyorum. İntahar kolaya kaçmaktır.. o kolay için 1 dakikalık zihin boşluğu gerekir ancak o 1 dakika gelmez..
Yazmak en zorudur hele düşünmeden yazmak o intahar gibi 1 dakikanın cesaretine sığınarak yazmak.
Belki de bu nedenle yazmak kendini öldürmekten çok yaşamdan yeni bir nefes almaya çalışmaktır.
Yorum Gönder