baNa "kabuL etTim" dE...
Niye korktun bu kadar çok? Gelen sadece bendim. Sadece bedenimi özledim ve geri dönmek istedim. Ben uzaklardayken yazdığın her satırı; düşündüm, önemsedim ve hazmedip geri döndüm. Ben sana kavuşmak için can atarken sen bir türlü içeriye, ait olduğum bedene ulaşmama izin vermedin. Kendini rahat bıraksaydın, bu kadar zor olmazdı sana kavuşmam.
Nefes alamadın, can çekiştin, boğazlandığını düşünerek, yatağında debelenip durdun.
Halbuki ben sevineceğini, bu dönüşten memnun kalacağını, bana gerçekten ihtiyacın olduğunu düşünüyordum. Yanılmış hissettim kendimi. Verdiğin tepkiler o kadar korkuttu ki; bir an döndüğüme sevinmediğini düşündüm.
Sevgiyi haketmediğini, kötü biri olduğunu, kimsenin hayatında olmaman gerektiğini, herkesi sildiğin için çok yalnız olduğunu sayıklayıp durdun. Sonra başladın hıçkıra hıçkıra ağlamaya. Geldiğime sevinmediğini, gittiğimden beri çok değiştiğimi düşündüğün için beni artık istemediğini, gerçekten kötü olduğunu ya da dönüşümün şokunu atlatamadığını düşünüp durdum. Ardından sakinleştin, derin derin nefes aldın ve sessizce, gözlerinden akan yaşları silerek "hoşgeldin" diyebildin.
Uzaklar, sandığım kadar uzak değilmiş. Her şey burada, bizde gizliymiş. Kanıtlanması gereken birçok olay varmış ve yüzleşilmeliymiş her biriyle. Bu yüzden dün gece uyumana izin vermedim. Sanırım ilk yüzleşmemiz birçok şeyi açıklamamıza sebep oldu.
Sana gelmeden önce, onlara gittim. Geride bıraktıklarımıza... Her birini uyandırdım teker teker...
Bizim kavuşmamızdaki gerçeklik gibi, o an öteki gerçekliklerle de karşılaşmalıydık. Senelerin birikimi vardı üzerimizde. Yıllarca çözemediğimiz, nedenlerini, nasıllarını, niçinlerini sorguladığımız birçok şey vardı.
Tek bildiğim, ikimizde tarihi bir gece yaşadık. Eşsizdi, unutulmazdı. Unutulmayacakta; diğer gecelerimiz, gündüzlerimiz ve yaşadığımız her anımız gibi.
Bir kere daha şaşırdık ve şaşırmak için yaşamaya devam etmeliyiz.
Seni uyandırdım çünkü bulunduğumuz ruh haline, geçicide olsa çözüm sağlayacak bir tesadüf yaşanılacaktı. Bizim uyuyamadığımız saatte, uyuyamayan diğerleri ve konuşulacaklar...
Konuşulanlardan sonra; şöyle bir düşününce hayat ne kadar ilginç değil mi?
Her şeyin bu kadar kolay olabileceğini yıllar önce söyleselerdi bize inanabilir miydik? Yılların duygular üzerinde oynadığı oyunlara inanır mıydık? Sanmıyorum. Söyleselerdi; ya es geçerdik ya da oturur ağlardık "gerçek olursa ne yaparız?" diye.
Bu kadar kolaymış sevgili bedenim. Başarılamayacak hiçbir şey yokmuş. Hala yaşanılacak bir sürü acayip şey bulunmaktaymış bu hayatta.
Nefes alamadın, can çekiştin, boğazlandığını düşünerek, yatağında debelenip durdun.
Halbuki ben sevineceğini, bu dönüşten memnun kalacağını, bana gerçekten ihtiyacın olduğunu düşünüyordum. Yanılmış hissettim kendimi. Verdiğin tepkiler o kadar korkuttu ki; bir an döndüğüme sevinmediğini düşündüm.
Sevgiyi haketmediğini, kötü biri olduğunu, kimsenin hayatında olmaman gerektiğini, herkesi sildiğin için çok yalnız olduğunu sayıklayıp durdun. Sonra başladın hıçkıra hıçkıra ağlamaya. Geldiğime sevinmediğini, gittiğimden beri çok değiştiğimi düşündüğün için beni artık istemediğini, gerçekten kötü olduğunu ya da dönüşümün şokunu atlatamadığını düşünüp durdum. Ardından sakinleştin, derin derin nefes aldın ve sessizce, gözlerinden akan yaşları silerek "hoşgeldin" diyebildin.
Uzaklar, sandığım kadar uzak değilmiş. Her şey burada, bizde gizliymiş. Kanıtlanması gereken birçok olay varmış ve yüzleşilmeliymiş her biriyle. Bu yüzden dün gece uyumana izin vermedim. Sanırım ilk yüzleşmemiz birçok şeyi açıklamamıza sebep oldu.
Sana gelmeden önce, onlara gittim. Geride bıraktıklarımıza... Her birini uyandırdım teker teker...
Bizim kavuşmamızdaki gerçeklik gibi, o an öteki gerçekliklerle de karşılaşmalıydık. Senelerin birikimi vardı üzerimizde. Yıllarca çözemediğimiz, nedenlerini, nasıllarını, niçinlerini sorguladığımız birçok şey vardı.
Tek bildiğim, ikimizde tarihi bir gece yaşadık. Eşsizdi, unutulmazdı. Unutulmayacakta; diğer gecelerimiz, gündüzlerimiz ve yaşadığımız her anımız gibi.
Bir kere daha şaşırdık ve şaşırmak için yaşamaya devam etmeliyiz.
Seni uyandırdım çünkü bulunduğumuz ruh haline, geçicide olsa çözüm sağlayacak bir tesadüf yaşanılacaktı. Bizim uyuyamadığımız saatte, uyuyamayan diğerleri ve konuşulacaklar...
Konuşulanlardan sonra; şöyle bir düşününce hayat ne kadar ilginç değil mi?
Her şeyin bu kadar kolay olabileceğini yıllar önce söyleselerdi bize inanabilir miydik? Yılların duygular üzerinde oynadığı oyunlara inanır mıydık? Sanmıyorum. Söyleselerdi; ya es geçerdik ya da oturur ağlardık "gerçek olursa ne yaparız?" diye.
Bu kadar kolaymış sevgili bedenim. Başarılamayacak hiçbir şey yokmuş. Hala yaşanılacak bir sürü acayip şey bulunmaktaymış bu hayatta.
Niye geldiğimi sorgulama, hatalarımı yüzüme vurma, beni olduğum gibi kabul et sadece...


1 yorum:
Ben almanyadan sevgi, gercekten cok guzel bir blog, eger twitter veya facebook sayfasi varsa hemen
ekliycegim.
Yorum Gönder