KaRahiNdibA..

Bu filmin afişini görmüş olmalısınız. Türkiye'de İLK AŞK olarak gösterime girdi. Her zaman yapılan hata tekrarlandı, filmin asıl adına sadık kalınmadı. Bunun yerine çavirmen, filme daha fazla seyirci çekebilmek için, asıl anlamından uzak bir ismi tercih etti.
Aslında Dandelion, karahindiba demektir. Bu ne demek diye düşünmeyin. Hani şu küçükken üflemeye bayıldığımız, ama nedense annelerimizin solunum yolumuzu tıkayacağı endişesiyle oynamamıza izin vermediği çiçek var ya işte ta kendisi.
Filmin özünde yerin, zamanın önemsiz olduğu bir yerde; bizi şekillendiren ailelerimizden ve çevremizden bir kaçış olduğu ve bunu aşkla yaşadığımız anlatılıyor. Tabi ki ilk aşkta filmin içeriğinde bulunmakta ama duygusal, romantik bir film beklentiniz varsa, izlemeyin. Hayal kırıklığına uğrarsınız. Filmde aşktan daha fazlasını bulabiliyorsunuz. Eğer istediğiniz aşk, aile, arkadaşlık ise çok iyi olmasa da; fazla boş sahneler içerdiği için iyi bir film demekle yetinebilirim.
Film başlamadan önce adını çözemedim ama bittikten sonra ismi bana değişik duygular hissettirdi, senarist aynı duygularla mı karar vermiş bilemem.
Karahindibaların en ilginç özelliği, baharda; o soluk, uçuşan tüy gibi görüntüleri kaybolur. Onun yerine güzel, sarı çiçekleri gelir.
Durum böyle olunca bana aşkı çağrıştırıyor. Kışın ayrılıklar zamanıdır; tadımız, tuzumuz olmaz hani, ama yaz gelir; gitgide neşeleniriz, aşık oluruz onun gibi mesela.
Birine aşık olursunuz, hayalleriniz olur, yarınlarınız olur; aynı karahindiba gibi, ama biri gelir, üfler ve çiçekleriniz tamamen uçuşur gider. Artık soluk borunuzu tıkadığı için mi yoksa o kişi gittiği için mi rahat nefes alamazsınız bilinmez.
Kim ister ki, sarı çiçekler yerine böyle soluk halini görmeyi? Ama kim ister ki acı çekmeyi, sonunun mutlu bitmeyeceğini bile bile kendini bilinmezliğe atmayı? İstiyoruz işte sonunda ayrılık olduğunu bilerek, isteyerek atıyoruz kendimizi boşluğa. Ve bu yüzden seviyoruz bu çiçeğin gri halini! Bize heyecan veriyor üflerken, izlemek hoşumuza gidiyor dağılışını, tükenişini, bitişini. Geriye elimizde tek bir sap kalıyor, ama onu bir kenara fırlatıp, yenisini koparıp, üflemeye devam ediyoruz. Her seferinde geride yalnızca sapının kalacağını, çiçeğin biteceğini bile bile...
İşte aşk böyle bir şey; heyecanlı, eğlendirici, mutluluk verici ama her seferinde biteceğini, biteceğimizi, geriye sadece yalnızlığımızın kalağını bile bile aynı şeyleri yeniden yaşamak. En başından başlayıp, bilerek ve isteyerek yaşamak..

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder